27 Ekim 2016 Perşembe

Aleyna Tilki olayına Bakanlık el koydu

Aleyna Tilki'nin ailesine çağrıda bulunan Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor" dedi. 
Son güncelleme: 27.10.2016 / 18:09:43

16 yaşındaki Aleyna Tilki'nin gece kulüpleri ve barlarda sahneye çıktığının ortaya çıkmasının ardından Ankara harekete geçti. Bir ses yarışmasında ismini duyurduktan sonra 'Cevapsız Çınlama' şarkısıyla dikkatleri üzerine çeken 16 yaşındaki Aleyna Tilki, imzaladığı sözleşme gereği bu ayın sonuna kadar İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli gece kulüplerinde sahneye çıkmaya devam edecek.
Aleyna'nın henüz 16 yaşında bir çocuk olduğu için gece çalıştırılması ve imzaladığı sözleşme mercek altına alındı. Çalışma Bakanlığı da Tilki'nin sahneye çıktığı mekanları incelemeye aldı.
BAKAN MÜEZZİNOĞLU: ASLA TESLİM EDEMEYİZ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da, Tilki'nin bir çocuk olduğuna dikkat çekerek gece kulüplerinde sahneye çıkmasına tepki göstererek şunları söyledi:
"18 yaşından küçük olan herkes bizim için çocuktur. Ruhsal ve psikolojik gelişimlerinin tamamlanması için bu yaş altındaki herkesin kötü alışkanlıklardan ve gelişimine olumsuz etki edecek ortamlardan uzak tutulması gerekmektedir. Biz eğitim merkezlerimizin çevresinde dahi alkollü mekanlara geçit vermezken eğitim yaşındaki çocuklarımızı bu alışkanlıkların merkezlerine asla teslim edemeyiz"
YAPILAN YASAYA AYKIRI
Bakan Müezzinoğlu, İş Kanunu'na göre çocukların gece çalıştırılamayacağını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:
"4857 sayılı İş Kanunu'nun 69'uncu maddesine göre; gece dönemine rastlayan sürelerde 18 yaş altında çocuklar çalıştırılamaz. Gece döneminden kasıt 20.00 ile 06.00 olarak belirlenmiştir. Ayrıca işyeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin yönetmeliğin 4'üncü kısmında içkili yerler tanımlanmıştır. 36'ncı maddede de bu yerler de çalışacak kişilerin 18 yaşından küçük olamayacağı zaten belirtilmiştir. Burada amaç, muhtemel zihinsel ve psikolojik travmaların önüne geçilmesidir"
BAKAN, ALEYNA TİLKİ'NİN AİLESİNE SESLENDİ
Aleyna Tilki'nin ailesine de seslenen Müezzinoğlu, şunları söyledi:
"Yasa çocuklarımızı korumaya yöneliktir. Söz konusu bu duruma da bu sebeple hoşgörüyle yaklaşılamaz. Burada anneler ve babaların kendi sorumluluklarını yerine getirmesi gerekmektedir. Çocuklarımızı korumaya çalışırken ailelerin desteği olmadan bunu başaramayız"
ALEYNA'NIN ANNESİ, TEPKİ ÇEKEN AÇIKLAMA YAPMIŞTI
Aleyna Tilki'nin annesi Havva Tilki, kızının X-Large adlı gay barda yarı çıplak erkek dansçılar eşliğinde şarkı söylemesini 'normal' karşılayarak şöyle konuşmuştu:
"Bahsettiğiniz gay bar, düşündüğünüz gibi bir yer değil; insanlar kız arkadaşlarıyla da gidiyor. Çıplak dansçılar da bilgimiz dahilindeydi. Aleyna şarkı söylerken gelip şarkı bitince sahneden indiler"
ARTIK BAR VE GECE KULÜPLERİNDE ÇIKMAYACAK
Aile, Çalışma ve İçişleri bakanlıkların devreye girmesiyle birlikte, 16 yaşındaki Aleyna Tilki'nin vekili Avukat Abide Gülel Birsen; bundan sonra genç şarkıcının kanunlara uygun şekilde sahneye çıkacağını kamuoyuna açıkladı:
"Çıkış parçasının tanıtım ve promosyon çalışmaları esnasında, yetkililerin Aleyna Tilki'nin ailesini eksik bilgilendirmesi sonucunda birtakım yanlış uygulamalar yapılmıştır. Bu sebeple Aleyna'nın ailesi, yapımcısı ve ekibi zor durumda bırakılmıştır.
Medyaya yansıyan olaylar karşısında Aleyna Tilki'nin çalışma ekibinde düzenlemeye gidilmiştir. Bunun sonucunda mevzuatımız titizlikle incelenmiş olup Aleyna Tilki'nin alkollü işletmelerde sahne almamasına, kanunen bildirilmiş saat ve yerlerde eğitim hayatını aksatmaması kaydıyla sanatını icra etmeye devam ettirmesine karar verilmiştir. Basındaki birtakım iddiaların aksine, Aleyna Tilki olağan eğitim hayatına devam etmektedir.
Eğitim hayatını aksatmamak kaydıyla, kanuni sınırlar içinde ve mevzuatımızın izin verdiği ölçüde, yasal temsilcileri olan velileri refakatinde canlı yayınlara katılması, içkili yerlerde olmamak kaydıyla açık ve kapalı olanlarda konser vermesi, klip çekilmesi, açılış etkinliklerine katılmasında ve bu etkinliklerin konusu olduğu eser sözleşmelerini velilerinin yardımıyla ifşa etmesinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığı ortadadır. Aleyna Tilki, yurt dışı programlarında ise bulunduğu ülkenin hukuk düzenine uygun olarak hareket etmektedir"
"ALKOLLÜ MEKANLARDA ÇIKARSA ALBÜM ÇALIŞMASI YAPMAYACAĞIZ"
Aleyna'nın prodüktörü DMC Genel Müdürü Samsun Demir, yaşananların sosyal bir vakaya dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:
"Aleyna Tilki'nin alkollü mekanlarda yer almasına dair duruşumuz ilk günden itibaren son derece net olup bunu tasvip etmediğimizi vurgulamıştık. Sanatçı ile olan ilişkimizin sadece albüm ile sınırlı oluğunu ve mevcut sözleşmemizin konserlerini kapsamadığını, bu konuda bizi yetkili kılmadığını da defalarca paylaşmıştık.
"BU KARARI AİLESİ VERDİ"
Aleyna Hanım'ın 18 yaşından küçük olması itibariyle sahne programlarına dair kararın ailesi ve menajeri tarafından yönetildiğini de eklemiştik. Bu tavrımıza rağmen gelinen nokta itibariyle bu vakanın sosyal bir vaka haline dönüşmesini üzülerek müşahede etmekteyiz. Aleyna'nın babası Mehmet Tilki ve menajeri ile dün yaptığımız görüşmede bu tavrımızı bir kez daha yineledik.
Alkollü mekanlarda sahneye çıkılmaması gerektiği yönündeki net duruşumuzu tekrarladık. Aleyna'nın alkollü mekanlarda sahneye çıkmaya devam etmesi halinde de; kendisi ile albüm bazında yaptığımız çalışmamızı sonlandıracağımızı taraflara tekrar aktardık. Aleyna'yla DMC çatısı altında sadece albüm çıkarması ile sınırlı olan gelinen son noktayı kamuoyunun bilgisine sunarız"

Sabah

27 Ekim'de Bilmeniz Gereken 10 Olay

27 Ekim tarihinde yaşanmış, bilmeniz gereken önemli 10 olayı sizler için derledik. 
Son güncelleme: 27.10.2016 / 10:08:22

1806 - Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız Ordusu Berlin'e girdi.

Fransız Devrimi’nin ardından, monarşiye karşı fikirlerin Avrupa’nın tamamına yayılmasını istemeyen devletler koalisyon güçleri oluşturarak Fransa’ya karşı birleşti. 1806 yılının ortalarında, İngiltere, Prusya, İsveç, Rusya ve Saksonya arasında yeni bir koalisyon, IV. Koalisyon oluşturulmuştur.
Napolyon, Rus orduları ulaşmadan Prusya ordularına taarruza geçmiştir. Napolyon’un komutasındaki Fransız ordusu dağılan Prusya birliklerini Berlin’e kadar izleyerek yeniden toparlanmalarına fırsat vermemiştir. Fransız ordularının kayıpları 8 bin iken Prusya kayıpları 25 bin kadardır.

1810 - ABD, eski İspanyol kolonisi olan Batı Florida'yı ilhak etti.
Florida, 1513’te İspanyol Juan Poce de Leon tarafından keşfedildi. Yeni Dünya’da yerleşime açılan ilk yerlerden biri olan Florida’da 1565’te St. Augustine Kenti kuruldu. 1763’te İngiltere’nin denetimine, bir süre sonra İspanyol egemenliğine girdi.
1790’da İspanyollar Florida’yı serbest yerleşime açınca, Alabama, Carolina ve Georgia’dan çok sayıda göçmen buraya yerleşti. 1810 yılında ABD, eski İspanyol kolonisi olan Batı Florida'yı ilhak etti.
1922 - İtilaf Devletleri, TBMM hükümeti ve İstanbul Hükümeti temsilcilerini 13 Kasım 1922'de Lozan'da toplanacak barış konferansına davet ettiler.
TBMM Hükümeti, daha Mudanya Mütarekesi görüşmeleri devam ederken Batılı Devletlere verdiği bir nota ile, barış konferansının 20 ekimde İzmir’de toplanmasını teklif etmiştir. Ancak Müttefikler bu görüşe itibar etmemişler ve konu ile ilgili olarak kendi aralarında görüşmelere başlamışlardır.
Sonuçta tarih olarak 13 kasımda, yer olarak ise Lozan’da karar kılmışlardır. 27 Ekim tarihli bir nota ile TBMM ve İstanbul Hükümetlerini ayrı ayrı konferansa davet etmişlerdir
1924 - Sovyetler Birliği'nde Özbekistan'ın kuruluşu.
Tarihi kaynaklara göre (Ebül Gazi Bahadır Han) Altun Orda Beyi Özbek'in adından gelmektedir. Özbek Han 1313-1340 de Altun Ordu Devletinin başına geçer. Böylece de bu birliğe Özbekler denir. Daha sonra da belli bir Türk topluluğunun adı olarak kullanılır.
1428-1468 tarihleri arasında Özbekler birbiriyle çok yakın dayanışma içine girmişler ve 1500-1510'da Maveraünnehir bölgesini ele geçirmişlerdir. Ancak 1740'ta Iran Hükümdarı Buharayı ele geçirmiş ve buradaki Özbek Hanlığına son vermiştir.
Buhara'nın başına 1753'te Muhammed Rahim geçmiş bıı dönem 1920 ye kadar sürmüştür. 1924'te ise bugünkü Özbekistan Cumhuriyeti kurulmuş, ancak 1945'ten sonraki yıllarda Rusların denetimine girmiştir.
1939 - DuPont, naylonu keşfettiğini duyurdu.
Naylon 1930 yılların da Du Pont Bilim Adamları tarafından icat edilmiştir. Bu icat polimerin genişleyebilen bir iplik olduğu düşünülerek bulunmuştur. Asıl icadın bulunuşu yaramaz bir kimyagerin iplikleri erittikten sonra çubuklara geçirerek dalga geçmesi sırada gerçekleşmiştir.
1954 - ABD Hava Kuvvetlerine atanan ilk siyahi general Benjamin O. Davis Jr. oldu.
18 Aralık 1912 yılında Washington D.C.'de dünyaya gelen Benjamin O. Davis Jr., 27 Ekim 1954 tarihinde, A.B.D Hava Kuvvetlerine General olarak atanarak bir ilke imza attı. ABD Hava Kuvvetlerine atanan ilk siyahi general oldu.
1960 - Milli Birlik Komitesi, 147 profesör, doçent ve asistanı görevden aldı. Gerekçe "tembel", "yeteneksiz", "reform düşmanı" olmalarıydı. Üniversitedeki tasfiye tartışma ve tepkilere yol açtı. Öğretim üyeleri, Mart 1962'de görevlerine dönebildiler.

Bakan Müezzinoğlu Memur Açıklaması


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kamu personel rejiminde değişiklik yaparak yeni bir sistem getirmeyi planladıklarını söyledi. 
Son güncelleme: 27.10.2016 / 18:09:43

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kıdem tazminatı konusunu da işçi ve işveren arasında yüzde 70’e varan bir ortak noktayı yakaladıkları zaman Meclis’e getireceklerini belirterel, memurları da ilgilendiren bir açıklama yaptı.
Müezzinoğlu, “Memuriyete atanan kişi emekliliğe kadar kendini garantide görüyor, bu da kişinin kendisini geliştirmesini engelliyor. Bu anlayışı kıracak, kamu çalışanının kendisini geliştirmeyi merkezine alacak bir sistem getirmek istiyoruz” dedi.

Çalışma Bakanı Müezzinoğlu, ESMEDYA’nın yayın organlarından Star Gazetesi, Akşam Gazetesi ve 24 TV’nin Ankara Temsilciliklerini ziyaret etti. Bakanlık olarak gündemlerinde iki konu olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, “Gündemimizdeki öncelikli iki konu, kamu personel rejimi ve kıdem tazminatı. Kıdem tazminatı nedeniyle işveren işçi almaya korkuyor. İşçi de işini kaybetme endişesi taşıyor. Bu noktada işverenin de işçinin de korkusunu giderecek  bir formül bulmamız lazım” dedi.
Müezzinoğlu, kıdem tazminatı konusunda işçi ve işveren arasında yüzde 70’e varan bir ortak noktayı yakaladıkları zaman konuyu TBMM gündemine getirmeyi planladıklarını da söyledi. Bakan Müezzinoğlu, şunları söyledi:
"Kamu personel rejiminde başarılabilirse, güvence ile birlikte verimliliği ölçebilen, ödül ceza sistemi kuran ve terfilerde kendini geliştirmeyi öne çıkaran sistem istiyoruz. Memuriyete atanan kişi emekliliğe kadar kendini garantide görüyor, bu da kişinin kendisini geliştirmesini engelliyor.
Bu anlayışı kıracak, kamu çalışanının kendisini geliştirmeyi merkezine alacak bir sistem getirmek istiyoruz. Kamuda 4A, 4B, 4C olarak adlandırılan kadro sistemleri var. Biz bu sistemi sadeleştirmek ve memuru değil, hizmeti merkez alan uygulamayı hedefliyoruz.
Bu yıl SGK açıklarında artış bekleniyor. 15 Temmuz ihanet girişimi ve Rusya krizinin normale dönmesinden önceki dönemden kaynaklanan etkiler nedeniyle prim tahsilatlarında sıkıntı yaşandı. 
Hastanelerin acil servislerinde ‘acil’ kavramı ile örtüşmeyen bir yoğunluk yaşanıyor. FETÖ üyeleri nasıl mağdur edebiyatı yapıyorlarsa, acil servislere başvuranların çoğu da, acil bir durumları olmadığı halde mağduriyet dalgası oluşturuyor. Bunun sonucunda, kalp krizi, beyin kanaması gibi gerçekten acil müdahale yapılması gereken hastalara yazık oluyor.
Devletin kadrolarından maaş alıp ihanete hizmet edenlere yönelik mücadele kararlılıkla sürecek. Soruşturmalar kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan 785 kişi ihraç edildi. 248 kişi hakkında ise soruşturmalar sürüyor. FETÖ ile bağlantısı bulunmadığı belirlenerek göreve iade personel sayımız ise 463 kişi.
Ancak, “ben mağdur edildim” diyenlerin durumu, kamuoyuna yansıtıldığı gibi değil. Bir polis çıkıyor, Bank Asya’dan ev kredisi aldığı için görevden atıldığını söylüyor, bir bakıyorsunuz ByLock’cu ekiple irtibatlı. Geçtiğimiz günlerde Vanlı bir anne beni yakaladı, oğlunun suçsuz yere içeri atıldığını anlatıp ağladı. Bu anneye göre evladı temiz. Konuyu inceliyorsunuz, sözü edilen kişinin FETÖ bağlantılı ByLock sisteminin aktif olarak içinde olduğunu görüyorsunuz"

Adil Gür açıkladı: Şok Açıklama

A&G Araştırma Başkanı Adil Gür, son günlerin gündemi olan başkanlık tartışmasına ilişkin yaptığı anketin sonucunu açıkladı. 
Son güncelleme: 27.10.2016 / 18:09:43


1 Kasım seçimlerinin sonucuna en yakın anket araştırmasını yapan A&G Araştırma Başkanı Adil Gür, son günlerin gündemi olan başkanlık tartışmasına ilişkin yaptığı anketin sonucunu açıkladı.
A&G Araştırma Başkanı Adil Gür, olası başkanlık referandumuyla ilgili Milliyet Gazetesi'ne konuştu.
Son seçimde anketleriyle sonuca en çok yaklaşan isimlerden biri olan Gür, bu pazar Başkanlıkla ilgili bir referandum yapılması halinde, evetlerin hayırdan fazla olduğunu açıkladı.
İşte o röportaj:
"Her iki kişiden biri diyor ki; ben başkanlık sistemiyle ilgili hiçbir bilgi sahibi değilim. Yani toplumda yüzde 50'ye yakın başkanlık sistemiyle ilgili bilgi sahibi olmayanlar var
‘Başkanlığı destekler misiniz?' sorusuna bakıldığında da yüzde 15-20 gibi ‘önce içeriğini bekleyelim görelim; nedir, ne değildir, hiç bilmiyorum, ona göre karar vereceğim' diyenlerin yanı sıra, bilmediği halde parti aidiyetiyle ‘Evet ya da hayır diyeceğim' diyenler var. 
Şimdi bunlara baktığınızda bana göre bu hafta sonu başkanlıkla ilgili bir referandum yapılsa evetler hayırlardan fazla ama böyle söylendiği gibi yüzde 60'ların üzerinde değil."
‘Anlatabilen oyunu artırır'
Olası bir referandum sürecinde başkanlık sistemini savunanlar ile parlamenter sistemden yana olanların halka anlatımlarıyla orantılı yüzde 15-20'lik kitleden pay alabileceğini söyleyen Gür'ün buna dönük öngörüleri de şöyleydi:
- 15 Temmuz'dan önce başkanlıkla ilgili kamuoyu araştırmalarında hayırlar evetlerden fazla çıkıyordu, 15 Temmuz sonrası ve yakın tarihlerde yapılan araştırmalarda ise evetler hayırlardan fazla. Cumhurbaşkanına halkın sempatisi, başarılı bulma oranında da 15 Temmuz öncesine göre ciddi bir artış var. Yani Erdoğan'ın oyu partiden daha fazla.
- Muhalefet partileri başkanlık kampanyasını Erdoğan karşıtlığı üzerine kurarlarsa başkanlığa destek çok daha yukarılara doğru çıkacaktır. Ama bu sistemi anlatırlarsa, sistem üzerine kurulursa başkanlığa hayır çıkar anlamında değil. Çünkü FETÖ ve PKK'yla mücadele ile sınır ötesindeki operasyonlara destek inanılmaz yüksek. O nedenle başkanlık sisteminden dolayı ulusal güvenliği gerektiren alanlarda daha hızlı hareket edilir şeklindeki bir söylemde evetlere desteği artıracaktır.
- Beş altı aylık bir süre içerisinde 55 milyon seçmene başkanlığı ve Anayasa'yı anlatmak çok da mümkün değil. İnsanlar sistemi çok iyi anladığı için oy vermeyecek, yine büyük bir bölümü parti aidiyetiyle tarafgirlik duygusuyla evet ya da hayır diyecekler.
- Elbette sistemi anlayacak, bu sistem Türkiye için daha faydalıdır ya da doğru değildir diye de oy kullanan seçmenler olacaktır. Ama bu birkaç puan etkileyecektir. Yani hayır düşünenler ikna olacak da 10-15 puan yer değiştirecek evetler artacak ya da tam tersi olacak anlamında değil. Tabii bunda da konjonktürel gelişmeler etkili olacaktır.
‘Evet kampanyası kolay'
Adil Gür'ün referandumun zamanı, seçmen açısından kampanya sürecinin psikolojisi ve çıkacak sonuca göre yeni bir sandık, yani bir erken seçim olasılığına dönük sorularımıza verdiği yanıtlar da şunlardı:
- Olursa referandum oylamasının nisan değil haziranda yapılacağını düşünüyorum. Çünkü halkın hem ekonomik olarak rahatladığı hem de güneş enerjisiyle psikolojisinin daha iyi olduğu bir dönemde yapmak daha doğrudur.
Türkiye'de ‘Evet' kampanyası yürütmek her zaman daha kolaydır. Çünkü Türk halkının referandumlarda ‘Hayır' deme diye bir geleneği yok. Özal hayır kampanyası yürütmüş, buna rağmen evet çıkmıştı. Yani pozitif kampanya yürütmek kolay, negatif kampanya yürütmek zordur. Cumhurbaşkanını halk seçsin ve 2010'daki referandumlarda da bunu gördük. Olası bir referandumda da evetin daha kolay yürütüldüğünü göreceğiz. Psikolojik olarak evet demek daha kolaydır.
- TBMM'deki oylamada 330'un altında çıkacağı kanaatinde değilim, yani AKP grubunda fire olmaz. Her ne kadar Anayasa oylamaları gizli yapılıyor olsa da Meclis'te herkes birbirini takip ediyor, kimin ne oy verdiği üç aşağı beş yukarı biliniyor, yani evetçiler ve hayırcılar cephesi belli oluyor. O nedenle, TBMM'de MHP'den hayır diyen 3-5 milletvekili olsa bile bu kararın 340'lı 50'li bir rakamla çıkacağı kanaatindeyim. Ancak TBMM ‘Ben böyle bir sistem değişikliğine evet demiyorum' derse, Cumhurbaşkanı ‘Madem siz öyle söylediniz, halka soralım' diye bir erken seçim sandığını halkın önüne getirebilir. Ama referandumda hayır çıkarsa değil...